HASTALIKLAR

ENDOKRİN HASTALIKLARI

ENDOKRİN HASTALIKLARI

Endokrin Sistem

ENDOKRİN SİSTEM
Canlıların vücudunda kontrol ve düzenleme görevini sinir sistemi ve endokrin sistem gerçekleştirir. İkisi birlikte çalışarak organizmanın bütünlüğünü sağlar. Endokrin sistem endokrin bezlerden oluşur. Bu bezler hormon denilen salgıları salgılar. Ürettikleri salgıları kana veren bezlere iç salgı bezleri, bu salgılara da hormon denir. Ürettikleri salgıları kanala veren bezlere ise dış salgı bezleri denir. Bu salgılara da enzim denir. Ürettikleri hormonları kana, enzimleri de kanala gönderen bezlere karma bez denir.

Endokrin sistem, hormonlar kanalıyla vücudumuzdaki; 
• Büyüme ve gelişme
• Enerji düzenlemesi (depolama ve mobilizasyon)
• İçsel denge (sıvı ve elektrolit dengesi)
• Üreme (cinsel yaşam, hamilelik, laktasyon)

Gibi yaşamsal süreçleri kontrol eder. Hormonlar ayrıca çevremize verdiğimiz tepkiyi de denetler ve vücudumuzun fonksiyonları için gerekli olan enerji ve besini sağlamaya yardımcı olur. Endokrin sistemi oluşturan salgı bezlerine; hipotalamus, hipofiz, tiroid, paratiroid, pankreas, yumurtalıklar (kadında overler, erkekte testisler), böbreküstü bezi, yağ dokusu, endotel (damar iç duvarını döşeyen hücreler) örnek verilebilir.
Hormonların özellikleri:
1. Hayvanlarda kan ile, bitkilerde soymuk borusu ile doku ve organlara taşınır.
2. Her hormon farklı hücre, doku ya da organa etki eder.
3. Az miktarda üretilirler.
4. Gereğinden az ya da çok üretilmesi hastalığa yol açar.
5. Yapıları protein ve yağdan oluşur.

HORMON ÜRETEN BEZLER
1) Hipofiz bezi: beynin tabanında hipotalamusun altında yer alır. Hipofiz bezinde üretilen hormonlar ve görevleri şunlardır:
a) Büyüme hormonu, büyüme ve gelişmeyi sağlar. Kemik ve kas dokusunun gelişmesinde etkilidir. Büyüme döneminde fazla salgılanması devliğe az salgılanması cüceliğe yol açar.
b) Deriye renk verici maddeleri uyaran hormon hipofizden salgılanır.
c) Tiroid bezini uyararak çalışmasını sağlayan hormonu üretir.
d) Dişilerde süt bezlerinin çalışarak süt üretmesini sağlayan hormonu salgılar.
e) Gamet hücrelerinin oluşmasında etkili olan hormonları üretir.

2) Tiroid bezi: Boynumuzun tabanında soluk borusunun önünde yer alır. İki çeşit hormon üretir.
a) Tiroksin: Vücut metabolizmasını hızlandırır. Tiroksin hormonu iyot varlığında sentezlenir. Alınan yiyeceklerde iyot eksikse tiroksin salgılanmaz ve tiroit bezi büyür. Buna guatr denir. Tiroksin hormonu az salgılandığında hücreler arası sıvıda sodyum ve suyun, kanda ise kolestrolün yükselmesine yol açar.
b) Kalsitonin: Kandaki kalsiyum ve fosfatın kemiklere geçmesini sağlar.

3) Böbrek üstü bezi: Dışta yer alan kabuk ve içte yer alan öz olmak üzere iki kısımdan oluşur. Kabuk kısmından su ve iyon dengesini sağlayan hormonlar salgılanır. En önemlisi aldesterondur. Aldesteron böbreklerde iyonların (sodyum ve klor) emilimini artırır. Öz bölgesinden adrenalin salgılanır. Adrenalin korku, heyecan, öfke anında salınır. Kan basıncını yükselti, kalp atışını hızlandırır, damarları daraltır, göz bebeklerini büyütür, kılları dikleştirir.

4) Pankreas bezi: Karma bezdir. Ürettiği enzimleri özel bir kanalla oniki parmak bağırsağına gönderir. Pankreastan iki çeşit hormon salgılanır. İnsülin ve glukagon. İnsülin kandaki şeker miktarı arttığı zaman şeker miktarını azaltmak için salgılanır. İnsülin bu işi kandaki glikozun karaciğerde glikojen şeklinde depolayarak yapar. Glukagon ise kandaki glikoz miktarı azaldığı zaman salgılanır. Karaciğerdeki depoloanmış glikojeni glikoza dönüştürerek kana geçmesini sağlar. Böylece kandaki şeker miktarını artırmış olur. İnsülin yetersiz salındığı zaman kandaki şeker miktarı artar ve şeker hastalığı ortaya çıkar.

5) Eşey bezleri: Erkeklerde testislerde testesteron hormonu üretilir. Bu hormon cinsiyet karakterlerini (sesin kalınlaşması vb.) ve gamet oluşmasını sağlar. Dişilerde östrojen ve progestoron hormonu üretilir. Östrojende dişi cinsiyet karakterlerinin oluşmasını sağlar.

Pankreas,Pankreas İltihabı

Pankreas

Karnın arka bölgesinde, omurganın önünde ve kendini hemen tümüyle örten midenin arkasında yer alır. Hem dış salgı, hem de iç salgı işlevi vardır. Dış salgı dokusu, organın büyük bir bölümünü oluşturur ve onikiparmakbağırsağına dökülen pankreas sıvısını salgılar. İç salgı bölümü ise, çapları yaklaşık 0,2mm olan küçük hücre adacıklarından oluşur. Bunlar yaygın olarak dağılmış olmakla birlikte özellikle organın kuyruk bölümünde yoğundur; farklı hormonlar salgılayan çeşitli hücre tiplerini içerir. Pankreasın iç salgı dokularından salgılanan insülin ve glükogan, şeker metabolizmasında son derecede önem taşır. İnsülin, karaciğer ve kaslardaki glikojen bireşimini ve hücrelerin glikoz kullanımını arttırarak ve proteinlerden glikoz yapımını engelleyerek, kandaki şeker düzeyini düşürür. Ayrıca, yağ metabolizmasında DNA ve RNA bireşimini ve aminoasitlerin kullanımını arttırarak ve proteinlerin kullanımını azaltarak, protein metabolizmasında rol oynar. İnsülin salgısı, doğrudan kandaki glikoz düzeyi ile düzenlenir.

Pankreas iltihabı (Pankreatit)

Pankreasta akut ya da kronik gidiş gösteren iltihap halidir. Akut pankreatit, kabakulak iltihabı sırasında ortaya çıkabilir ve mide ağrısı, sindirim bozukluğu, bulantı ve kusmayla kendini gösterir. Yakın ya da uzak enfeksiyon odaklarından gelerek pankreasa yerleşen irin yapıcı mikropların oluşturduğu biçimleri daha ağırdır. Ayrıca, organın kendi kendini sindirmesi olarak da tanımlanacak biçimde, pankreasın salgıladığı sindirim enzimlerinin dönerek pankreasa saldırmaları söz konusudur. Bu saldırının sebepleri henüz tam bir açıklığa kavuşmuş değildir; ama bir varsayıma göre, safrakesesinin ve pankreasın ortaklaşa kullandıkları çıkış kanalını bir safrakesesi taşının tıkaması sonucunda gerçekleşebilir. Bazı olaylar da fazla alkol tüketiminden kaynaklanmaktadır.

Şeker Hastalığı

Şeker hastalığı (Diabetes mellitus)

Şeker hastalığı, en sık rastlanan iç salgı sistemi aksaklıklarından biridir; batı ülkelerinde yaşayanların yüzde birinden daha fazlası bu hastalığı çeker. Diabet olarak da adlandırılan bu hastalığın temel problemi, kandaki şeker düzeyinin yüksek olmasına karşın hücrelerde bu oranın düşmesidir. Pek çok nedenden kaynaklanabilen bu durum, öncelikle atardamarlarda ve kılcal damarlarda etkili olan değişik komplikasyonlarla ortaya çıkar.

Genelde şeker hastalığına yol açabilecek belirgin bir neden yoktur. Kalıtımsallıkla, yaşla, şişmanlıkla veya stresle ilgili olabilir. Bedenin strese karşı gösterdiği tepkilerden biri, böbreküstü bezlerinde aktivite artışıdır ve bu durum kandaki şeker düzeyinin yükselmesine yol açar. Fazla stres şeker hastalığına yol açabilen bir neden değildir, ama gizli bir eğilimin harekete geçmesine pekala yol açabilir. Sebep ne olursa olsun ortaya çıkan sonuç, yüksek bir kan şekeri düzeyi, şekere açlık çeken hücreler, kilo kaybı, aşırı susama, aşırı idrar dışkılama, güç kaybı ve komaya girme olasılığıdır.

Şeker hastalığının tedavisinde ve kontrol altında tutulmasında beslenme biçimi çok önemli rol oynar. Burada amaç, yalnızca bol karbonhidratlı besinlerden kaçınmak değil, aşamalı olarak kana glikoz karışımını önleyebilecek gerçek bir beslenme planı oluşturmaktır. Ama bu beslenme diyeti her hastanın özelliklerine göre oluşturulan, kişiye özgü bir diyet olmalıdır.

Tiroit Bezi

Tiroit Bezi

Tiroit bezi, metabolizma dengesinde çok önemli bir rol oynar. Salgıladığı hormonlardan en önemlileri olan ikisi, bedenimizdeki tüm biyokimyasal işlemlerin düzenliliğini ve devamlılığını sağlar. Problemler, tiroit bezinin çok (hipertiroidizm) ya da az çalışmasından (hipotiroidizm) kaynaklanır, duygusal ve bedensel rahatsızlıklara yol açar.

Tiroit bezinin çok çalışması (Hipertiroidizm)

Gereğinden çok hormon salgılandığında, bu hormonların hücrelerdeki yakılma işlemi de normalde olduğundan daha uzun sürer. Gerçi iştah artar, ama aynı zamanda sürekli hareketlilik, korku ve gerginlik eşliğinde, kilo kaybı görülmeye başlar. Gerginlik ve sinirlilik halinin yatıştırılması için uygulanabilecek etkili bir tedavide, acı ilaçların yanı sıra, kediotu kökü, yulaf, arslankuyruğu ve sarı kantaron gibi yatıştırıcı bitkiler kullanılabilir. Belirtilerin yatıştırılabilmesi için uygulanan bu tedavinin yanı sıra, hormon benzeri maddeler içeren bitkilerin karışımıyla uzun süreli bir tedavi de mutlaka uygulanmalıdır. Aşağıdaki karışım bu tedavide başarıyla kullanılabilir:

Hastalık mutlaka doktor kontrolü gerektirir.

Tiroit bezinin az çalışması (Hipotiroidizm)

Bu hastalık belirtisinde ise tiroit bezinin çok çalışmasının belirtilerinin aksine, genellikle uyuşukluk ve umursamazlığın eşliğinde kilo artışları ve depresyona yatkınlık halleri görülür. Bu durumda rahatlıklar sağlayabilecek bitkiler acı madde içerenler, sinir sistemini güçlendirenler ve orman sarmaşığı gibi bol miktarda iyot içerenlerdir. Hastalık mutlaka doktor kontrolü gerektirir.

Tiroid bezi hastalıkları nelerdir?

Tiroid hastalıkları, tiroid hormonlarının salgılanma düzenindeki bozukluk ve bezin boyutundaki değişikliklerle ortaya çıkar.

Guatr: tiroid bezinin büyümesi anlamına gelir.

Nodul: tiroid bezi içinde oluşan anormal dokulardır.

Tiroidit: tiroid bezinin iltihaplanmasıdır.

Hipertiroidi: tiroid hormonunun normalden çok salgılanması problemidir.

Hipotiroidi: Tiroid hormonlarının az salgılanması durumudur.

Tiroid Kanseri: tiroid bezinin hücrelerinde oluşan kanserdir.

Tiroid bezi hastalıkları en çok kimlerde görülür?

Tiroid hastalığının görülme riski;

  • Yeterli iyot almayanlarda (Bazı durumlarda iyot alımında)
  • Ailesinde tiroid hastalığı olanlarda,
  • Şeker hastalığı olanlarda,
  • Hamilerde ya da yeni doğum yapanlarda,
  • 60 yaş üzeri kadınlarda ve 70 yaş üzeri erkeklerde,
  • Kanser nedeniyle, baş ve boyun bölgesine radyoterapi (ışın tedavisi) uygulananlarda,
  • Lityum, amiodaron ve interferon gibi ilaçları kullananlarda yüksektir.

Tiroid bezi hastalıkları nasıl teşhis edilir?

Hastanın kanındaki serbest T3, serbest T4 ve TSH hormonlarının ölçümü tiroid bezinin çalışması hakkında bilgi verir. T4 ve T3 hormonlarının normal sınırın altında veya üstünde olması tiroid bezinin iyi çalışmadığına işarettir.

Ayrıca anti-TPO antikoru ve anti-Tiroglobulin antikorlarının kanda yüksek çıkması tiroid hastalığının otoimmün bir hastalık olduğunu gösterir.

Tiroid bezinin büyüklüğü ve nodül içerip içermediğini anlamak için tiroid ultrasonu; nodülün sıcak mı, soğuk mu olduğunun anlaşılması için Tiroid sintigrafisi (filmi) kullanılır. Sintigrafi, sadece nodülü olan ve TSH'sı düşük olan hastalara uygulanır. Nodüllerin kanser olup olmadığını anlamak için ise tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılır. Biyopsi sonucuna göre ilaç tedavisi mi yoksa cerrahi mi uygulanacağına karar verilir.

Tiroit Nodulüne Yaklaşım

Tiroit nodülü nedir: Çevre tiroit dokularından farklı ve radyolojik olarak ayrılabilen lezyonlara tiroit nodülu denir.

clip_image001

Muayenede fark edilebilen nodul  %3 ila 7 insanda görülürken, klinik olarak saptanamayan ancak ultrasonografide tespit edilen nodul sıklığı %20 ila 76 arasında değişmektedir.

Nodülün görülme sıklığı yaşla birlikte artış göstermektedir. Günlük yaşantımızda tiroit bezinde bir nodul saptandığında en çok korkulan durum bunun kötü huylu olabileceğinin akla gelmesidir.  Ancak bu lezyonların çoğunun iyi huylu olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Tiroit nodülleri tek veya çok sayıda, sert yapıda veya içi sıvı ile dolu kistik yapıda veya karışık yapıda olabilirler.

Bir tiroit nodulu saptandığında en önemli durum nodulun iyi huylu veya kötü huylu olduğunun tespit edilmesidir. Nodüllerde kötü huylu görülme ihtimali %5’dir. Tek nodullu ya da çok nodul içeren guatrda kanser sıklığı benzerdir. Çocuklarda, radyasyona maruz kalmış kişilerde, ailede tiroit kanseri varlığında mevcut nodulun kötü huylu olma ihtimali artar. Soğuk nodüllerde kötü huylu olma olasılığı %15’lere ulaşırken, sıcak nodüller iyi huylu olarak kabul edilirler ve sıcak nodüllerde habaset oranı %1azdır.

Nodül saptanan bir hastada yapılması gerekli tanısal ișlemler șunlardır:

– Hasta ile konuşma ve fizik muayene

– Tiroit fonksiyon testleri (TSH ve sT4)

– Ultrasonografi

– Tiroit ince iğne aspirasyon biyopsisi (TİİAB) (riskli nodüllere)

– Tiroit sintigrafisi (yalnızca TSH baskılı olanlarda

Nodülün hızlı büyümesi ve ses kısıklığı, nefes darlığı, yutma güçlüğü ve öksürük gibi bası bulguları hikâyesi araștırılmalıdır. Nodül saptanan hastanın yașı ve cinsiyeti önemlidir. Çocukluk veya adölesan dönemde saptanan tiroit nodüllerinin kanser riski 3 ila 4 kat yüksektir. Ayrıca erkek cins ve ileri yaş da risk faktörleridir. Hızlı büyüyen kitle kanseri düşündürmelidir ancak tiroit kanserlerinin çoğunun yıllarca tiroit bezi içerisinde sessiz nodül olarak kaldığı unutulmamalıdır. Büyüme hızı, kitle boyutu ve çevre dokulara yapışması ile ilişkili semptomlar ve kötü huylu olduğunu düşündürür ancak çoğu kötü huylu nodülün hiçbir semptoma yol açmayacağı, hastaların nodül varlığı dışında başka bir bulgu vermediği de akılda tutulmalıdır.

Kanser şüphesi olan her nodulden mutlaka ince iğne aspirasyon biyopsisi denilen biyopsi işleminin yapılması gerekmektedir. Kanser şüphesi olmayan 1cm’den büyük bütün nodüllerden de biyopsi yapılması gerekmektedir. Bu biyopsi genellikle ultrasonografi eşliğinde yapılmaktadır.

Birden fazla nodülü olan hastaların en büyük olan nodülünden ve şüpheli olan nodüllerinin her birisinden iğne biyopsisi yapılmalıdır.

Biyopsi yapılan nodülllerden patoloji sonucuna göre cerrahi tedavi , ilaç tedavisi veya ilaçsız takip seçenekleri ile hasta takip ve tedavi edilmelidir.

 Cerrahi tedavi genellikle biyopsi sonucunda kanser veya şüphesi olan, çevre dokulara baskı nedeniyle hastalarda sorun çıkarana nodüllere, çok büyüyerek kozmetik sorunlara neden olan nodülü olan hastalara önerilir.

Guatr

Guatr (Struma)

Bu hastalıkta, tiroit bezinin büyümesi nedeniyle, boğaz bölgesini çevreleyen bir şişkinlik oluşur. Genellikle tiroit bezinin az veya çok çalışmasından kaynaklanır, ama başlıca nedeni, besinlerden ve sudan yeterince iyot alınamamasıdır. İyot maddesi, bedende öncelikle tiroit hormonlarının üretilmesinde kullanılır, bu yüzden bu önemli maddenin her türlü eksikliği tiroit bezini etkiler. Bu konunun beslenmeyle olan ilişkisi anlaşılıncaya kadar bu belirti, genellikle toprağında ve suyunda çok az iyot olan, örneğin dağlık bölgelerde yaşayan kişilere özgü bir hastalık olarak bilinirdi.

Guatr hastalığına neden olabilen durumlar şunlardır

Diyette iyot eksikliği. İyot tiroid hormonu üretimi için mutlak gerekli olan bir maddedir. Bunun eksikliğinde tiroid bezinde büyüme olur

Graves hastalığı. Tiroid bezine karşı vücut bağışıklık sistemindeki bozukluktan dolayı antikor denen bazı moleküller salgılar. Bu moleküller tiroid bezinde büyümeye ve fazla hormon salgılanmasına neden olur.

Hashimato hastalığı. Buda graves hastalığı gibi bağışıklık sisteminde olan bozukluk neticesinde gelişen bir rahatsızlıktır. Genellikle tiroid bezinde hasar neticesinde tiroid bezi normalin altında bir hormon salgılar. Bunun neticesinde de beyin tarafından tiroid bezini büyüten ve hormon üretimini artıran hormon salınımı(TSH) artar. Bu hormonda tiroid bezini uyararak büyümesine, guatr oluşumuna neden olur.

Multi Nodüler Guatr. Tiroid bezi içinde sıvı ile dolu veya katı kıvamlı yumruların oluşması neticesinde tiroid bezinde büyüme görülür

Katı tek tiroid nodulü. Tiroid bezinin bir tarafında tek bir nodulun oluşması.

Tiroid kanseri.

Hamilelik.  Gebelikte salınan bazı hormonlar (human chorionic gonadotropin (HCG) tiroid bezinde büyümeye neden olabilirler.

İnflamasyonlar. Mikrobik veya mikrobik olmayan inflamasyonlar tiroid bezinde büyümeye veya ağrıya neden olabilirler.

Guatr hastalığı için kimler risk altındadır

  1. Diyette iyot eksikliği olanlar
  2. Kadınlar
  3. Bağışıklık sistemi rahatsızlığı olanlar
  4. İleri yaş
  5. Hamilelik ve menopoz durumu
  6. Kalp ve psikiyatrik ilaç kullanımı
  7. Boyun bölgesine radyasyon uygulanması

Guatr sizde nasıl bir rahatsızlığa neden olur?

Ufak guatrlar herhangi bir fiziksek veya kozmetik soruna neden olmazlar. Büyük guatrlar ise yutma güçlüğüne, nefes almada zorluğa, öksürüğe ve ses kalitesinde değişikliğine neden olabilmektedir. Tiroid hormon üretimindeki azalma ve artmaya bağlı olarak halsizliğe, kuvvet kaybına, çarpıntıya, huzursuzluğa, uyku bozukluklarına neden olabilmektedir.

Guatr mevcut olduğunda hangi testler yapılır?

Doktorunuz sizde tiroid bezinde büyüme fark ettiğinde sizden bazı testlerin yapılmasını isteyecektir. Bu testler tiroid bezinin fonksiyonunu ölçen ve yapısı hakkında bilgi verdirecek olan testlerdir. Bunlar

  1. Tiroid fonksiyon testleri
  2. Tiroid ultrasonografisi
  3. Tiroid sintigrafisi
  4. Tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi

Guatr tedavisi nasıl yapılır?

Guatr hastalığında tedavi, hastalığın kişide oluşturduğu rahatsızlıklara göre yapılır.

Gözlem: Herhangi bir rahatsızlığa neden olmayan ve hafif büyümüş guatr tedavi etmeye gerek yoktur.

İlaç: Eğer hormon eksikliği mevcut ise dışarıdan tiroid hormon tedavisi verilir. Eğer fazla hormon üretimi mevcut ise hormonları normal seviyeye getirecek ilaçlar verilir. Tiroid bezinde inflamasyon mevcut ise aspirin veya inflamasyonu azaltan kortikosteroit ilaçları verilebilir.

Ameliyat: Guatr eğer hastalarda belirgin sıkıntılara neden oluyorsa, kansere bağlı guatr gelişimi olmuş ise veya fazla hormon üretimi ilaçlarla kontrol altına alınamayan hastalar da tiroid bezinin bir kısmı ya da tamamı alınarak tedavi edilebilir. Ameliyat olacak hastaların mutlaka tiroid hormon sevileri normal sınırlarda olmalıdır. Bu nedenle bazı hastalar ameliyat öncesi bir süre ilaç tedavisi almaları gerekebilir. Tiroid ameliyatı genel anestezi altında yapılan ve hastaların genellikle bir gün hastanede kalmalarını gerektiren, düşük komplikasyon oranları olan bir ameliyattır. Hastalar ameliyat olduktan sonra çok kısa sürede normal yaşantılarına geri dönebilmektedir.

Radyoaktif iyot tedavisi. Fazla hormon üretimi olan bazı guatr hastalarında ağızdan alınan radyoaktif iyot tiroid hücrelerinde yıkıma neden olur. Bunun neticesinde guatr boyutlarında zamanla küçülme ve hormon üretiminde azalma veya tam kayıp oluşur.

 

Bunların sizin için anlamı nedir?

Guatr tespit edildiği zaman sizde bir huzursuzluk olabilir. Guatr hastalığında kanser olma durumu oldukça düşüktür. Yapılan tedavilerle bu hastalıktan tamamen kurtulmak mümkündür. Ama unutmamalısınız ki tiroid bezinde büyüme fark ettiğinizde mutlaka doktorunuza başvurmayı sakın ihmal etmeyiniz.